| Göçen beyinler |
|
|
|
|
Rengine falan bakmadan alıyorlar üçer beşer, kendi ayağıyla gelenler yetmezse gidip evlerinde bulup avlıyorlar. Tarih tekerrür mü ediyor, köylü gençlerden kırk yıl sonra kentli gençlerimiz de taşı sıkıp suyunu çıkarmak istiyorlar ama burada taş maş olmadığı için dışarı mı gidiyorlar? ‘E gitsinler, çıkan sudan biraz da buraya gönderirler, memlekete döviz gelir’ mi diyorsunuz? Yok, kazın ayağı öyle bildiğiniz gibi değil, perdeli biliyorsunuz, biraz aralayıp arkasına bakalım, ne varmış. SEÇİLMİŞLERİN SERBEST DOLAŞIMI Önce biraz tespit: Türkiye nüfusunun neredeyse yarısı 24 yaşının altında; etrafa baktığınızda, özellikle dürbünü batıya çevirdiğinizde böyle bir ülke gözükmüyor. Avrupa’da nüfus -bırakın yaşlanmayı- azalıyor. Yani bu gidişle ne üretim yapacak insan kalacak ortada, ne de tüketecek iştah (ve tabii ne de refah toplumunun devamını sağlayacak sosyal güvenlik sistemi). Doğal olarak (seviyorum bu lafı, itiraz kabul etmiyor) Avrupalı işveren, gözünü bu üreme verimlisi milletin meyvelerine dikiyor. “Gitsin çocuklar kardeşim, parantez marantez, kafamızı karıştırma, sorun nerede?” diyorsanız cevabım net: Bu sefer gidecek olanlar emek fazlası (kibar ifade ettim) niteliksizler değil, iyiler gidecek, sadece ‘kaseti çok satanlar’ ve onların şaşkın müritleri kalacak Kapıkule’nin bu tarafında. Daha beteri, açılan serbest dolaşım penceresi başka bir pencereyi kapayacak: Bizim meşhur ‘altın demografik penceremizi’. Yani toplam nüfus içinde çalışabilir yaş ve nitelikteki nüfusun oranının yüksek olduğu dönemi, yani tüm gelişmiş ülkelerin ekonomik sıçramalarını yaptıkları kritik dönemi. Eğer yetişmiş insan gücümüzü ve onların dönüştürücü enerjisini şu anda kaptırırsak bu çok önemli pencereyi erken kapatıp boşa harcamış olacağız ve tabii halihazırda kapatmış durumdaki ülkelere birer pencere hediye edeceğiz; hem de evladiyelik... DÜNYAYI GÖRÜP GAZI ALINMIŞLAR Peki ne yapalım? Hiç alışık olmadığımız bir şey yapalım, “Bastırmayalım bu akımı, yönetelim”. Burada yaşamayı çekici kılalım, özgür, tabusuz, neşeli bir ülkeye dönüştürelim memleketi diyeceğim ama “Bu da biraz saf galiba” dersiniz diye daha yapılabilir bir öneri getirmek istiyorum. İlk bakışta biraz ters ama galiba ‘tek yol’. Genç yetenek havuzunun boşalmasından en önce/en çok ‘dünyaya açılan ve fakat yerli’ özel sektör büyükleri etkileneceğine göre iş onlara düşüyor. Bu ülkeden gitmeyi düşüneni durduramazsınız, fırsatını bulursa gider, ama eğer gidişini organize eden sizseniz dönmelerini de sağlayabilirsiniz. Çare, gençlere yurtdışında staj/iş (dönüşteki amaca uygun) imkânları ayarlayıp sonra da ‘hem uluslararası tecrübe edinmiş hem de dünyayı görüp gazı alınmış’ bu insanlara dönüşlerinde dünya çapında işler sunmak. Hayal değil, mümkün. Önce kurumların bir araya gelip bir platform oluşturması gerek, sonrası ‘yönetilebilir’.
Powered by !JoomlaComment 3.26
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








Sizin de tuhafınıza gitmiyor mu şu beyin göçü lafı? Nasıl yani, beyniniz tasını tarağını toplayıp, bavulunu falan hazır edip, belki biraz yolluk kuru köfte, yumurta; uçağa, otobüse artık ne bulursa, atladığı gibi... Bir buçuk kiloluk gri, şekilsiz, hafif ıslak göçmenlerden oluşan pasaport kuyruğu; kim alır ki bunları içeri? Eee, şey, herkes alıyor emin olun; bütün ülkeler onların peşinde.