| Yabancı Dil Öğrenmenin Önemi ve Gerekliliği |
|
|
|
|
Dil bir iletişim aracıdır. Bir toplumda yaşayan bireyler birbirleriyle aynı dili konuşarak iletişim kurarlar. Bugün hızla gelişen ve değişen dünyamızda diğer uluslarla da iletişim sağlamak zorundayız. Başka bir deyişle, diğer ülkelerle her alanda bilgi alışverişi yapabilmek, ekonomik ilişkilerimizi yürütebilmek ve kendi düşüncelerimizi ifade edebilmek için anadilimizden başka en az bir yabancı dili bilmek zorundayız. Günümüzde ekonomik ve teknolojik gelişmeler sonucunda, İngilizce neredeyse tüm ülkelerde kullanılan "dünya dili" haline gelmiştir. Bu nedenle ülkemizde de yabancı dil öğretimi daha çok İngilizce öğretimi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu, üzerinde uzun yıllardan beri titizlikle durulan bir konudur. Küreselleşmenin gereği olarak çağı yakalamak, çağdaş olabilmek, diğer ülkelerle teknolojik, ekonomik ve kültürel açıdan iletişim sağlayabilmek için İngilizce öğretiminin iyi eğitilmiş ve alanında yeterli bilgisi olan öğretmenlerce yürütülmesi gerekmektedir. İyi Eğitilmiş İngilizce Öğretmenlerinin Türk Eğitim Sistemindeki Yeri İçinde bulunduğumuz çağ "bilgi" çağıdır. Bireyler ve toplumlar bilgiye ulaşmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Küreselleşme anlamında giderek "küçülen" dünyamızda farklı toplumlar arasında "iletişim" çok önemlidir. Günümüzde iletişim hem görsel ve yazılı basın hem de bilgisayarlar yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Bu küresel iletişimin ortak dili İngilizce'dir. iletişim kanallarının hızla artması ülkemizde de işadamları, parlamenterler, yöneticiler gibi her kesimde çalışan kişilerin yabancı dil öğrenmeyi özellikle İngilizce öğrenmeyi talep etmesine neden olmaktadır. Bu büyük talebi gerektiği şekilde karşılayabilmek için, her dalda olduğu gibi, İngilizce öğretiminde de iyi eğitim almış öğretmenlere ihtiyaç vardır. Ancak bu öğretmenler aracılığıyla uzun süredir pek de iyi sonuç alamadığımız İngilizce öğretimi daha da iyileştirilebilir. Yabancı Dil Bilmek Nedir? Bir Yabancı dili bilmek bireyin o dildeki sözcükleri ve dilbilgisi yapılarını bilmesinin yanı sıra, bu sözcük ve yapılardan yararlanarak o dili konuşan kişilerle sözlü ya da yazılı iletişim kurabilmesidir. Başka bir deyişle, bir dili bilmek yalnızca o dil hakkında gerekli olan dilbilgisi kurallarını bilmek, yani "dilbilgisel yeti" ye sahip olmak değildir. Aynı zamanda hangi ortamlarda hangi yapı ve sözcüklerin kullanılacağını bilmek demek olan "iletişimsel yeti" ye sahip olmak gerekmektedir. Bunu kazanabilmek için de o dilin kültürü ve edebiyatı hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Şüphesiz dil öğrenimi zor ve bitmeyen bir yoldur. Ve kendi kendinizi geliştirmeniz ancak azimle olur. Gitmenin mümkün olduğu bir ülkenin dilini öğrenmenin en iyi yolunun orada yaşamak olduğunu unutmayın. Böyle bir imkanınız bulunmasa bile, aşağıdaki kuralları uygulayarak bir dile vasat da olsa vakıf olabilirsiniz. Öğrendiğiniz dilin konuşulduğu bir ülkeye gitmek istiyorsunuz ve bunun da o dili öğrenmenin en kolay ve hızlı yolu olduğunu biliyorsunuz. Fakat yeni bir ülkeye adım atmak ilk etapta garip gelebilir. Şöyle ki, yeni bir çevre, kültür ve dile alışmak zaman alacaktır. Ayrıca farklı bir zaman diliminde olmaktan da etkilenebilirsiniz. Ancak rahat olun ve yeni ortamınızı algılamaya çalışın. 1- Yanlış yapın (!): Öğrendiğiniz dilde yapabileceğiniz kadar hata yapın... Her zaman doğru konuşmak durumunda değilsiniz. İnsanlar ne dediğinizi anlayabiliyorlarsa yanlış yapmanız en azından ilk başta önemli değildir. Yabancı bir ülkede yaşıyor olmanız, bir gramer testi değildir. 2- Anlamadıysanız sorun: Başkaları konuşurken, her kelimeyi yakalamak zorunda değilsiniz. Ana fikri anlamak genellikle yeterlidir. Fakat anlamadığınız noktanın önemli olduğunu düşünüyorsanız SORUN! Bu konuda bazı kullanışlı kelimeler: İngilizce için Pardon me? Excuse me, what did you say? Could you speak more slowly please? Did you say that... I didn't catch that... Could you repeat that, please? What was that? I'm sorry I didn't hear you. Sorry, what does "............." mean? (Fakat şunları kullanmayın: Are you speaking English? Please open your mouth when you speak! Give me a break!) Almanca için ise (Entschuldigung, wie bitte? Entschuldigung, was haben Sie gesagt?, Würden Sie bitte langsamer sprechen? yada Bitte, sprechen Sie langsam!, Haben sie gesagt das..., Können Sie das wiederholen bitte? Was war das? Entschuldigung, was bedeutet das? gibi ifadeler kullanabilirsiniz. 3- Öğrendiğiniz dili ilgi alanlarınıza sokun: İnsanlar kendilerine ilginç gelen şeyler hakkında konuşmayı severler. Sizin ilgi alanlarınız nelerdir? Bu konular hakkında bulabildiğiniz kadar kelime öğrenmeye çalışın. Çevrenizdeki insanlara da nelerle ilgilendiklerini sorun. Bu büyüleyici bir yöntemdir ve daima yeni kelimeler öğrenmenize yardımcı olur. Böylelikle başkalarını daha iyi anlamaya başladığınızı görürsünüz. İlgi alanları, bir bahçeye yağan bereketli yağmurlar gibidir. Dil becerileriniz hakkında konuşmak, daha hızlı, daha güçlü ve daha iyi öğrenmenize yardımcı olacaktır. Bazı kullanışlı kelimeler: İngilizce için What are you interested in? My favourite hobby is ... I really like .....ing... For many years I have.... What I like about.....is ... What are your hobbies? Almanca için... 4- Konuşun ve Dinleyin: Her zaman hakkında konuşulacak bir şeyler vardır. Etrafınıza bakının. Size garip ya da farklı gelen bir şeyler varsa hemen konuşmaya dalın. Bu arkadaşlığınızı geliştirmenize de yardımcı olacaktır. İnsanları dinleyin, ancak kelimelerin telaffuzunu ve dilin ritmini yakalamak için dinleyin. Bildiğinizi mutlaka kullanın. Pek çok dilde kelimeler birbirinden türetilmiştir. Bu durumda kelimenin anlamını, konunun içindeki anlamından çıkarmaya çalışın. Ülkenin yerli vatandaşlarıyla konuşurken, konuşmayı sürdürmeye çalışın. Karşınızdakinin söylediğini anlamadığınızda paniğe kapılmayın. Ana fikri anlamaya çalışın ve konuşmayı sürdürün. Hala anlamakta zorlanıyorsanız cümleyi tekrarlamasını isteyin. Konuşmaya devam ederseniz, konuşmanın süreci içerisinde konu daha anlaşılır hale gelecektir. Dilinizi geliştirmek ve yeni kelimeler öğrenmek için iyi bir yöntemdir bu, ancak dikkat: Hani derler ya, "duyduğun her şey inanma, kendi söylediklerinin de yarısına inan"... 5- Sorun, soru sorun: Merakımızı gidermenin daha iyi bir yolu da yok zaten. Sorular konuşmaya başlamanıza yardımcı olduğu gibi konuşmayı sürdürmenize de yardımcı olacaklardır. 6- Kullanıma dikkat edin: Kullanım kelimesi genellikle insanların nasıl konuştuklarını izlemektir. Bazen kullanım çok da eğlenceli bir hale dönüşebilir. İnsanların konuşma biçimleri, kelimeleri sizin söylediğinizden farklı telaffuz etmeleri size garip gelebilir. Kullanım en basit şekliyle dilin genellikle ve doğal olarak nasıl kullanıldığını ifade eder. 7- Bir not defteri taşıyın: Yanınızda daima bir not defteri ve kalem bulundurun. Yeni bir kelime duyar ya da okursanız hemen not edin. Daha sonra bu kelimeleri konuşmalarınızda kullanmaya çalışın. Yeni deyimler öğrenin. Çoğu birer deyim dili olan yabancı dilleri çalışmanın en eğlenceli yanlarından birisi de deyimleri öğrenmektir. Bu deyimleri defterinize yazın. Öğrendiklerinizi konuşmalarınıza uygularsanız daha çabuk hatırlar ve konuşursunuz. 8- Bir şeyler okuyun: Başka bir dili öğrenmenin en iyi üç yolu: Okumak, okumak ve okumaktır. Okuyarak yeni kelimeler öğrendiğimiz gibi hali hazırda bildiklerimizi de uygulamış oluruz. Sonraları bu kelimeleri kullanmak, duyduğumuzda anlamak daha da kolaylaşacaktır. Gazeteler, dergiler, tabelalar, reklamlar, otobüslerin üzerindeki şeritler ve daha ne bulursanız okuyun. 9- Herkesin bir ikinci yabancı dil öğrenebileceğini unutmayın, gerçekçi ve sabırlı olun, dil öğrenmenin zaman ve sabır istediğini akıldan çıkarmayın. 10- Yeni bir dil öğrenmek aynı zamanda yeni bir kültürü de öğrenmektir: Kültürel kurallara karşı rahat olun. Yeni bir dil öğrenirken o kültürün size katı gelebilecek kural ve alışkanlıklarına karşı da duyarlı olun. Öğrenmek için konuşmanız gerekir. Sınıfta ya da sınıf dışında soru sormaktan çekinmeyin. 11- Sorumluluk alın: Kendi dil öğrenim sürecinizden kendiniz sorumlusunuz. Yabancı dili öğrenirken, öğretmenin, kursun ve kitabın elbette ki önemi vardır ancak "en iyi öğretmenin yine kendiniz" olduğu kuralını unutmayın. İyi bir öğrenim süreci için amaçlarınızı tespit etmeli ve sizi amaçlarınıza ulaştıracak çalışmaları yapmalısınız. 12- Öğrenme şeklinizi organize edin: Organize edilmiş şekilde öğrenmek, çalıştığınız şeyleri hatırlamanıza yardımcı olacaktır. Sözlük ve iyi kurs materyalleri kullanın. 13- Sınıf arkadaşlarınızdan da öğrenmeye çalışın: Aynı sınıftaki diğer öğrencilerin sizinle aynı seviyede olması onlardan bir şeyler öğrenemeyeceğiniz anlamına gelmez. 14- Hatalarınızdan öğrenmeye çalışın: Hata yapmaktan korkmayın, herkes hata yapabilir. Eğer soru sorarsanız hatalarınızı yabancı dili öğrenmede kendiniz için bir avantaj haline getirebilirsiniz. Kullandığınız cümleyi daha değişik bir söyleme şekli var mı gibi... 15- Öğrendiğiniz dilde düşünmeye çalışın: Örneğin bir otobüste giderken nereye gittiğinizi, nerede olduğunuzu, kendinize o dilde tarif edin. Böylece hiçbir şey söylemeden içinizden dil pratiği yapmış olursunuz. 16- Son olarak dil öğrenirken eğlenin: Öğrendiğiniz cümle ve deyimlerle değişik cümleler yapın. Sonra yaptığınız cümleyi günlük bir konuşma esnasında deneyin, bakalım yerinde kullanabilecek misiniz? Hayatın tecrübeden ibaret olduğu söylenir ya, yabancı dil öğrenmek tamamıyla öyledir... Yabancı dilin tanımı, yabancı dil öğrenmenin faydaları
Yabancı dil nedir? İnsanların doğduğu ülkede konuşulmayan, ancak başka bir milletle iletişim kurmak için öğrenilmesi gereken dile yabancı dil diyoruz. İki yabancı topluluk birbiriyle anlaşabilmek için ya ortak bir dil bilmeli, ya da birbirinin dilinden anlamalıdır. Olaya yalnızca iki toplumun birbirinin söylediğini anlaması olarak bakmak yeterli değildir; yabancı dil öğrenildiğinde o toplumun kültür birikimi, tarihsel gelişimi ve değer yargıları da öğrenilmeye, böylece ilişkiler sağlamlaşmaya başlar. Ne yazık ki, bütün toplulukların konuşacağı ortak bir dil projesi (Esperanto gibi) çok fazla rağbet görmemiştir. Geriye kalan ikinci seçenekte ise, genellikle daha gelişmiş olan ülkenin dili öğrenilip konuşulur.
Yabancı dille eğitimin tanımı
Yabancı dille eğitim nedir peki? Bu yöntem, ülkemizde yaygın kullanım alanı bulmuştur. Bir dersin veya bütün derslerin belli bir yabancı dille verilmesi, öğrencilerin sorularını bu yabancı dille sorması, sınavların, ödevlerin, sunumların bu dille yapılması olarak özetlenebilecek bir süreci kapsar.
Yabancı dille eğitimin avantajları
Yabancı dille eğitimin bazı belirgin avantajları vardır. Bunlardan biri, genellikle daha gelişmiş ve güncel olan, o yabancı dildeki kaynakların daha iyi okunup anlaşılmasına yardımcı olmasıdır. Bir diğeri de o yabancı dildeki önemli kavramların öğrenciye öğretilmesidir. Yabancılarla ilişkilerde bu kavramların yerine oturmuş olması, aynı zeminde tartışma olanağına imkân tanır. Gerektiği zaman bu kavramları yabancı dilde yazacağı eserlerde kullanarak, kendi dilinde pek rağbet görmeyecek olan (bu durumda yabancıların da içinde bulunduğu geniş bir kitleye ulaşmayacaktır) böyle bir çalışmayı daha geniş kitlelere duyurma olanağı doğar.
Yabancı dille eğitimin dezavantajları
Avantajları yanında, dezavantajları da barındıran bir sistem olması, yabancı dille eğitimdeki şu özelliklerle açıklanabilir: İnsanlar, genellikle anne karnında bir dil öğrenmeye başlar ve bu dil doğal olarak ana dil dediğimiz, o kişinin doğduğu ülkenin temel dili olur. Bir yabancı dil öğrenme ise çok daha sonra, en erkeni anaokulu çağında, yani doğumdan 5-6 yıl sonra öğrenilmeye başlanır. Dolayısıyla, insanın kendini anadiline oranla çok rahat etmediği bir şekilde ifade etmeye zorlanması mümkündür. Bu durum, özellikle altyapısını tamamlamadan özentiyle bu işe heveslenen kişi ve kurumlar için çok daha olasıdır. Her iki dildeki kelime dağarcığının birbirine yakın olduğu durumlarda bu doğal olarak o kadar sorun olmaz; ancak 5 yıllık büyük bir avantajla “yarışa” önde başlayan ana dil her zaman önde gider. Bu nedenle kişi herhangi bir yabancı dille konuşurken ana dilindeki kadar rahat olamaz. Bunu başka bir örnekle açıklayabiliriz; anne karnındaki bebeğin henüz fazla bir “derdi” olmadığı için beyin hücreleri gelişirken öğrenme fonksiyonu dışarıdaki sesleri kayıt edecek (anlayıp anlamadığı konusunda bilim adamlarının henüz emin olmadığını düşünmekteyim) ve bunu zamanı geldiğinde kullanmak üzere saklayacaktır. Bu olay, doğumdan sonra tersine çevrilmiş bir üçgen örneğinde olduğu gibi (üçgen, tabandan aşağıya doğru inildikçe sivrilmeye başlar) öğrenme yeteneği yaş arttıkça azalma gösterir. Öğrenme yeteneği yine de 30’lu yaşlara kadar ciddi bir azalma göstermeden devam eder, bu yaştan sonra artık yeni bir şey öğrenmek eskisi kadar kolay olmaz, o zamana kadar öğrenilen bilgilerden faydalanılmaya başlanır.
Ülkemizdeki durum
Şimdi, kısaca ülkemizde yabancı dille eğitimin nasıl yapıldığına bakmaya çalışalım. Yabancı dille eğitim, şu anda Anadolu Liseleri, Süper Liseler ve çeşitli üniversitelerde verilmektedir. Anaokullarında da yabancı dille tanışma anlamında çeşitli girişimler bulunmaktadır. Lise düzeyinde yabancı dille eğitime genellikle özel okul ve kolejlerde çok daha fazla önem verilmektedir. Eleman alımlarında belirli bir üniversite mezunu olmanın verdiği “avantaj”, özel liseleri ve kolejleri böyle bir davranışa sürüklemekte, yabancı sermayeli liselere talebi artırmakta (bunların çoğunda en az iki yabancı dil öğretilmektedir), ve sonuç olarak söz konusu üniversitelere girmek için birbiriyle yarışan insanlar kitlesi oluşturmaktadır. “Parayı veren düdüğü çalar” mantalitesinin çok doğal bir sonucudur bu. İşverenler, çoğu zaman ne getirip ne götüreceğinin farkında olmadan belli bir üniversite mezunu olan kişileri işe almakta israrcı olmaktadır. Bunun temelinde de ne yazık ki eğitimsizlik ve yanlış yönlendirme mevcuttur.
Diğer ülkelerle karşılaştırma
Yabancı dille öğretimin başka ülkelerde nasıl yapıldığına bakalım şimdi de. Gelişmiş ülkelerin böyle bir sorunu olmadığı için onlar genellikle yabancı dil eğitimi şeklinde (olması gerektiği gibi) uygulamayı tercih etmekteler; ne de olsa dünyanın geri kalan kısmı onların dilini öğrenmeye çalışıyor. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin bazılarında kurulmuş olan Avrupa Birliği Okulları’nda eğitim yabancı dille yapılır (o ülkenin konuştuğu dil değil, bir “popüler” dil kullanılır). Onun dışındaki okullarda müfredat o ülkenin anadiliyle olur, ancak yabancı dil eğitimi gerektiği önemi bulur. Hindistan gibi sömürge anlayışının uzun süre hakim olduğu ülkelerde de yabancı dilin, sömürge ülkesinin dili olması çok doğaldır. Hindistan vatandaşlarına bakıldığında, çoğu kendi ülkelerinde memnun olmayıp bir fırsatını bulduklarında sömürge ülkesine ve onun yandaşlarına “kaçmayı” tercih etmektedir, bu da sömürge mantığının hiç şaşırılmaması gereken sonuçlarından biridir, sömürge ile kültür asimilasyonu beraber yürüyen şeylerdir. O ülke vatandaşı kendini sömürge ülkesinin bir vatandaşı olarak görmeye zorlanmıştır çünkü.
Sonuç
Bu yazıda, mümkün olduğu kadar yabancı dille eğitimi gözden geçirmeye çalıştık. Kendi vardığım sonuç, yabancı dil eğitiminin tercih edilmesi, başka bir dil kullanarak eğitimin bazı yararları yanında genel olarak faydasız bir yöntem olduğudur. Amaçlanan şey, belli bir branşın iyi bir şekilde öğretilmesi mi, yoksa o dildeki kavramların yerleştirilmesi midir? Ülkemizdeki örnekler incelendiğinde, yabancı dil öğrenmeye çalışılırken branştaki kavramların çoğunlukla yerli yerine oturtulamadığı görülmektedir. Bu üniversitelerden birinden mezun olmuş, hattâ öğretim üyeliği yapmakta olan hocalarımızın bazı temel kavramları bilmediğine şahit olmaktayız. Kanımca zor olanı yapmaktansa, basit ve etkili olanı yapmanın herkese faydası dokunacaktır. Peki ne yapılabilir? Dezavantajlarından kurtularak, yukarıda sıraladığımız avantajları kazanmak mümkün değil midir? İlle de yabancı dille mi öğretim yapmak zorundayız? Kişisel cevabım “Hayır” olacak. Sistematik bir şekilde, lisans düzeyinin her sınıfında okutulacak geniş kapsamlı bir “Teknik Yabancı Dil” dersinin yanı sıra, verilen her derste, öğretilen kavramın ilgili yabancı dildeki karşılığı da verilerek bu durum pekalâ sağlanabilir. Takviye yabancı dil dersleri (konuşma pratiği, gramer çalışması, kompozisyon yazma becerisi vs.) ile genel seviye artırılabilir, teknik yabancı dil derslerinde de branş ile ilgili özel kelimeler yapılacak çeviri çalışmalarıyla öğrenciye kazandırılabilir. Her şeyde olduğu gibi, burada da işin “kolayına kaçma” hastalığına tutulduğumuz için, altyapıyı hazırlamadan “balıklama” atlandığına inandığım bu sistem şu haliyle faydadan çok zarar getirecektir, durumun ciddileşmesi halinde kimse alınmasın, rahmetlinin bahsettiği gibi “Küçük Amerika” değil de, “Küçük Hindistan” olacağız gibime geliyor... Bağlantılı Başlıklar:
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








